Türk Alfabesini Öğretme ve Yaygınlaştırma Akımı

Bugün kullandığımız yazı düzeneği, başka bir déyişle alfabe, Latin kökenlidir. Öncesinde Osmanlı’nıñ kullandığı da Arap kökenliydi. Démek yüzyıllar öncesinden beri yabancılarıñ harflerini (damgalarını) kullanıyoruz. Bugüne değin Türkçe’niñ yazıya dökülmesinde birçok yazı düzeneği kullanılmıştır. Soğd damgalarından tutun Araplara, İbrani damgalarından Ermeni damgalarına değin géñiş bir kullanım görüyoruz. Yanılgıya varılmasın, tüm bu düzenleri Oğuzlar kullanmadı. Örneğin bugün bile, Uygur Türkleri Arap damgasını kamusal olarak kullanıyorlar. Egemenliklerinde yaşadıkları Çinlilerden dolayı Çin damgalarını da yazabiliyorlar. Kazak, Kırgız Türkleri de Kiril (Rus) damgalarıyla yazıyor. Bir bölümümüz ondan, bir bölümümüz şundan dérken, böylesi bir dağınıklık ortaya çıkmış durumda.

Türk alfabesiniñ, belgelenebilir ~2500 yıllık bir géçmişi bulunmaktadır. Eñ sağlam ürünlerini Göktürkler döneminde vérmiştir; bunlar, günümüzde Orkun Yazıtları olarak anılır. Taşa yazılan bu yazılarla birlikte, kağıt üstüne yazılı ürünlerimiz de bulunmaktadır. Kitap biçiminde bir de Irk Bitig adlı yapıt günümüze ulaşmıştır. Uygurların Göktürkleri yıkmasından soñra işler değişti. Kendi yazı düzeneğimizi bir kıyıya koyup, Soğd kökenli alfabeyi işlekleştirmelerinden soñra, ulusumuzda kopukluklar yaşanmaya da başlamış oldu. Odur, budur biz bir daha ortak bir yazı düzeneği kullanmadık. Kiril kullanan Asya Türklerinde bile ortaklık yoktur. Birinde olan damga, bir başkasında bulunmaz. İşte! Böylesi bir dağınıklıkta bile, biz yéñiden birleşebileceğimizi, sözlerimizi kendi yazı düzeneğimiz ile somutlaştırabileceğimizi, elle tutulur duruma getirebileceğimizi söylüyoruz. Bunuñ için çalışıyoruz; Türk alfabesi yéñiden işleklik kazansın.

Türk alfabesini öğretme ve yaygınlaştırma akımı, tüm kurum ve kuruluşlardan bağımsız olarak sürer, toplum tabanında yayılmayı amaçlar.